|
:: Kırktan Bir Çıkarsa Kaç Kalır?-( Mahmut KINAR )
A)Koyun ve keçilerin zekatı
40 ‘dan -120 ye kadar 1 koyun veya 1 keçi
121’ den -200 e kadar 2 koyun veya 2 keçi
201’ den -399’a kadar 3 koyun veya 3 keçi
400’den sonra her yüz için 1 koyun veya 1 keçi zekat verilir.
B)Sığır ve Mandaların zekatı
30’dan -39’ a kadar 1 yaşında 1 dana
40’dan -59’a kadar 2 yaşında 1 dana
60’dan -69’a kadar 2 yaşında 2 dana
C)Develerin zekatı
5 den 9 a kadar 1 koyun veya keçi
10 dan 14 de kadar 2 koyun veya keçi
15den 19 kadar 3 koyun
20 den 24 e kadar 4 koyun
25 den 35 kadar 1 adet iki yaşında dişi deve
Kırktan bir çıkarsa 39 kalır bunun garip olan neresidir der gibi ettiğinizi
hissediyorum.
Fıkıh kitaplarımızda yer alan yukarıdaki tabloyu incelediğimizde Allahın
muradının kullarından almak mı vermek mi olduğunu ayet ve hadislerle
inceleyeceğiz .Allah bizden istediğini vermek için mi ister; almak için mi
ister.
Kuranda başın gövdedeki durumu gibi dindeki yeri olan namazla beraber zekat 32
defa tekrar edilmiş 30’u namazla beraber ve marife (belirli) olarak zikredilmiş
iki tanesi nekre (belirsiz) olarak geçmiştir.Onun için İbni Mesud şöyle demiştir
.Namaz kılmak ve zekat vermekle emrolundunuz zekat vermeyenin namazı da
yoktur.(İbadet ve Müessese Olarak Zekat İSAV yayınları sh:13)
Onların mallarından kendilerini temizleyip tezkiye edeceğin bir sadaka (zekat
)al.Onlara dua et çünkü senin duan onlara huzur verir.Allah işitir ve bilir (Tevbe
süresi 103)Süphesiz zekat insanların malının kiridir.O ne Muhammed (s.a.v)’e
nede ailesine helaldır.(Nesai 5 Ebu Davut cihat 157) Bilmezler mi ki tevbeyi
kabul eden ve sadakaları alan – başkası degil. Allahtır Allah tevbeleri
ziyadesiyle kabul eden çokça merhamet edendir. (Tevbe süresi 104) Peygamber
(s.a.v)dilinde zekatın nihai durağının neresi olduğunu birlikte okuyalım.”Sadaka
yoksulun avcuna girmeden önce Rahmanın eline ulaşır.”(Zekat İSAV.sh:38 )
Mallarınız ve evlatlarınız sizi bizim huzurumuza yaklaştırmaz ancak iman eden ve
Salih amel işleyenler yaklaşır işte onlar için kat kat mükafat vardır. Onlar
cennette(odalarda ) güven için dediler .(Sebe süresi 37)
Sana neyi infak edeceklerini sorarlar Deki :Hayırdan vereceğiniz her şey ana_
baba akraba yetimler yoksullar ve yolcular içindir.Hayır olarak yaptığınız her
şeyi Allah bilir.(Bakara süresi 215)
Kimileri mallarından ,kimileri canlarını cananlarını evlatlarını vererek bu
sınavdan alınlarının akıyla çıktılar.
Cennet kadınlarının hayırlılarından Hüveylidin kızı Hatice Peygamberimizle
evlenmeden önce uluslararası ticaret yapan bir tüccardı. Hz. Hatice vefat edince
Peygamberimiz Hz. Hatice’nin kefen parasını borç olarak bulmuştur.Bu durumda Hz.
Hatice kayıp mı etti kazandı mı verdimi aldı mı? İmranın kızı Meryem firavunun
karısı Asiye saraya prenses olmak yerine imanı tercih etti . Kayıp mı etti
kazandı mı İbrahim (a.s)dan İsmaili kurban etmesini isteyen Allah İsmail'i
almadığı gibi Halil kulunu İshak'la ödüllendirdi.Yakup dan gözlerini ve Yusuf’u
alan Allah Yakup'un gözlerini iadesi ile Mısır hükümdarlığını Yakup ailesine
bahşetti. Peygamber ailesinin evinde kesilen kurban etini eşi Aişe boğaz kısmı
dışında hepisini infak edip dağıttı. Peygamber (s.a.v) Hz. Aişe ye sordu kurban
etinden bize ne kaldı.
Sadece boğazı kaldı gerisini dağıtım diyince boğazı dışında hepsi bize kaldı.Ya
Aişe buyurdular .
Darül Erkam Üniversitesinin öğrencilerinden Necd bölgesinden gelen kafile
Pey.(a.s.v) dan 70 sahabe istediler.
İsterseniz, Kur'an'ın bir neslin hayat tasavvurunu nasıl inşa ettiğine; hayat
tasavvuru inşa olan bir neslin insanlığın geleceğini nasıl omuzladığına ve
yüzyıllar boyu aydınlatacak bir iman ve aşk enerjisine nasıl dönüştüğüne bir
örnek verelim:
Amiroğulları şefi Ebu Bera'nın isteği üzerine Hz. Peygamber bu kabileyi eğitmek
üzere öz elleriyle yetiştirdiği kırk öğretmeni gönderdi. Yolda Meune Kuyusu
yanında kendilerine kurulan tuzaktan habersiz dinlenmekte olan bu kafile, pusuya
düşürülerek katledildi. Öğretmenlerden sadece develerin başında nöbet tutan iki
kişi hayatta kalmıştı: Haris ve Amr. Haris olan biteni anlayınca yalın kılıç
hainlerin arasına daldı ve şehid edildi. Geriye sadece Amr kalmıştı. Hainlerin
liderlerinden Cebbar isimli biri Amr'dan ısrarla cenazeleri tek tek teşhis
etmesini istiyor, "Burada cesedi olmayanı bana tesbit et!" diyordu. Sonunda
cesedi bulunamayanın ismi tesbit edildi: Hz. Ebubekir'in azatlısı ve hicretin
kahramanlarından Amir b. Füheyre. Onu ısrarla merak eden Cebbar ısrarlı
merakının sebebini şöyle aktarıyordu: "Onu ben hançerledim, hem de sırtından.
Ben tam hançerimi sırtından sokup göğsünden çıkardığımda beni hâlâ hayrette
bırakan şu sözü söyledi: "İşte şimdi kazandım!" (kadnecahtu'l-ân) Cebbar
şaşırmasın da kim şaşırsın? Öldüren o, ölen diğeri; bu durumda kazananın kendisi
olması gerekmez mi? Bu nasıl bir hayat tasavvuru ki, "katil" değil de
"maktul" başarılı oluyor. İhanet edip öldüren değil de ihanete uğrayıp ölen
"İşte şimdi kazandım/başardım!" diyebiliyor?
Ey iman edenler infakı gerek kazandıklarınızı gerek sizin için yerden
çıkardıklarımızın temizlerinden yapın ,kendinizin göz yummadan alıcısı
olmadığınızmalın fenasını vermeye yeltenmeyin. Ve Allahın zengin ve hamid
olduğunu bilin.(Bakara 267)
Sadakaları aşikar verirseniz iyi.Onları gizleyecek fakire verirseniz sizin için
daha hayırlı olur.(Bakara 271)
Allahın hoşuna giden böbürlenme kişinin savaş anında ve zekat verirken
böbürlenmesidir (Müessese olarak zekat İSAV sh:182)
Kim kötülük yaparsa ancak misli ile cezalandırılır. Erkek ve kadın mümin olarak
kim Salih amel işlerse işte onlar cennete girerler ve orada hesapsız
rızıklandırılırlar (Mümin süresi 40)
İman edip Salih amel işleyenlerin elbette günahlarını örteriz ve yaptıklarını en
güzelliyle mükafatlandırırız. (Ankebut süresi 7)”Sadaka veren erkeklere ve
sadaka veren kadınlara ve Allaha güzel bir ödünç verenlere verdiklerinin
karşılığı kat kat ödenir.Ve onlara değerli bir mükafat vardır.”(Hadit süresi 18)
Allah yolunda mallarını harcayanların hali, yedi başak bitiren her başağında yüz
dane alan bir tek tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir.Allah vasi (lutfu
ihsanı bol olan)’ dır.Her şeyi bilendir.
Allah yolunda mallarını harcayıp sonra harcadıklarını başa kakmayan ve eziyet
etmeyenlere Rableri katında ecirleri vardır.Onlara korku yoktur onlar mahzunda
olmayacaktır.
Güzel bir söz ve bağışlama ardından eza gelen sadakadan hayırlıdır.Allah gani
(kimseye muhtaç değil)’dır.Halim (kullarına yumuşak davranan)’dır.(Bakara Suresi
261-262-263)
Aslında zekat verdiğimiz insanların biz dünyalarına iyilik ediyoruz onlar bizim
ahiretimize iyilik yapıyorlar.Sahabelerin sadaka verdikleri insanlara
“Cennetimizi sırtımızda taşıyan insanlar” demeleri manidar değilmidir? Biz
sadaka alan insanların dünyalarına onlar bizim ahiretimize yatırım
yapıyorlar.Hangisi daha kârlıdır.Sahabe malında kırk da bir yüzde iki buçuk
zekat verenlere cimrilerin zekatı derlermiş.
Pey.(sav) imanı tarif ederken “iman yetmiş üç eye ayrıldı en büyüğü la ilahe
illallah demek en küçüğü yoldaki bir engeli kaldırmak imandan bir şube ve sadaka
olarak telakki edilmiştir.
İnfak bir ucu bu dünyada öbür ucu ahirette olan sevap tünelidir. Zira Allahın
bizim infakımıza ve ibadetlerimize ihtiyacı yoktur üzüm bağları olanlarımız
bilirler bağı budamayınca verimi her geçen yıl düşer.
Allahın muradı bağlar bahçeler evler evlatlar verdiği kulundan tabir caizse bir
çıngıl üzümle bizleri imtihan etmek istemesidir.
Selam ve dua ile
Yazı Arşivi
|
|
Türkiye Ekonomisi Nerden Nereye Gidiyor?-( Şaban KAPLAN)
|
|
Gel Efendim-( Ali BAŞAK )
|
|
Çalışa Çalışa - (Hasan ÇETİN)
|
|
Çanakkale Zaferi Şiirleri - (Ali BAŞAK)
|
|
Muharrem Ayı ve Aşure Orucu - (Mahmut KINAR)
|
|
Şiirler - (Hasan Çetin)
|
|
Öğrenciler Burada Siz Neredesiniz? -(Bekir YAN)
|
|
Biz Kızılörenliyiz... - (Ramazan KILIÇKAYA)
|
|
Bozkırdaki Kasaba - ((Abdurrahim ÖZGEN)
|
|
Kızılören ve Eğitim - (Recep TAĞMAN)
|
|
Kötü Olmak...-( Mehmet VAROL )
|
|
Allı Yeşilli Yiyeceklerimiz-( Mehmet VAROL )
|
|
Beni Köyüme Götürün-( Hasan ÇETİN )
|
|
Zaman Bulamayan Babalara-( Mehmet BOZYER)
|
|
Isırgan Otu-( Mehmet VAROL )
|
|
Entelektüel İnsan Nasıl Olunur?.-( İsmail ÜNALDI)
|
|
Bir Kızılörenliden Kızılörenlilere...-( Adem VAROL)
|
|
İslamın Lanetleme ve Sövmeye Bakışı-( Adem TAĞMAN )
|
|
Gül Mevsimi Ramazan Ayı-( Mahmut KINAR )
|
|
Kızılören-( Mehmet COŞKUN )
|
|
Kurbanın Anlamı-( Mahmut KINAR )
|
|
Kızılören-( Ahmet BAŞAK )
|
|
Köylüme Sesleniş-( Ertuğrul UZUN )
|
|
Kızılören Hatıralarım-( Ayhan UZUN )
|
|
Kızılören'den Avrupaya İhracat-( Kenan AKCAN )
|
|
Mesleki Yönlendirmenin Gereği ve Önemi-( Recep TAĞMAN )
|
|
Kızılören'de Hayat Bir Başkadır-( Erol COŞKUN )
|
|
Nereden Geldik? Nereye Gidiyoruz?-( Yunus UZUN )
|